Sıcak çarpmasının, vücudun ısıyı düzenleme yeteneğini kaybetmesi anlamına geldiğini belirten Yadigaroğlu, "Vücudun ısıyı dışarıya atamayarak kendi radyatörünü bozması durumudur ve hayati tehlike arz eden en önemli acil durumlardan biridir." ifadelerini kullandı.
Sıcak çarpması vakalarında erken müdahalenin hayat kurtardığını vurgulayan Yadigaroğlu, hastanın mümkün olan en kısa sürede soğutulması gerektiğini söyledi. Bu süreçte toplumda doğru bilinen bazı yanlışların bulunduğunu dile getiren Yadigaroğlu, "40 derece ateşi olan bir sıcak çarpması hastasına ateş düşürücü vermek fayda sağlamaz. Vücudun klima sistemi bozuk olduğu için bu ilaçların bir manası yoktur. Hastaya tanı koymak için laboratuvar tetkiklerini bekleyerek zaman kaybedilmemelidir, çünkü tanı tamamen kliniktir. 112'yi arayıp ekipler gelene kadar hastayı soğutmadan bekletmek de en büyük yanlışlardan biridir." diye konuştu.
Doğru soğutma yöntemlerine de değinen Yadigaroğlu, hastanın uygun koşullar varsa başı dışarıda kalacak şekilde 2 ila 10 derece arasındaki soğuk ya da buzlu suya daldırılmasının en etkili yöntemlerden biri olduğunu belirtti. Bunun mümkün olmadığı durumlarda ise hastanın serin bir ortama alınması, üzerindeki fazla kıyafetlerin çıkarılması, üzerine su püskürtülerek vantilatör veya hava akımı desteğiyle soğutulması gerektiğini ifade etti. Ayrıca kasık, baş-boyun ve koltuk altı bölgelerine buz uygulanmasının da vücut ısısının düşürülmesine katkı sağladığını söyledi.
Sıcak çarpmasının aniden gelişen bir durum olmadığını ifade eden Yadigaroğlu, sürecin kademeli ilerlediğini belirtti. İlk olarak ısı kramplarının görüldüğünü, ardından ısıya bağlı bayılma ve ciddi bitkinlik tablosunun geliştiğini aktaran Yadigaroğlu, zincirin son halkasının sıcak çarpması olduğunu söyledi. Bu evrede vücut sıcaklığının 40 derece ve üzerine çıktığını, termoregülasyonun tamamen bozulduğunu ve çoklu organ yetmezliğinin başladığını kaydetti.
En sık etkilenen organın karaciğer olduğunu belirten Yadigaroğlu, sıvı kaybı ve kas yıkımı nedeniyle böbrek yetmezliğinin gelişebildiğini, beyin fonksiyonlarının etkilenmesiyle bayılma, kasılma, konuşma ve denge bozukluklarının ortaya çıkabileceğini, ilerleyen süreçte ise derin koma ve kardiyovasküler problemlerin görülebileceğini ifade etti.
Risk grupları hakkında da bilgi veren Yadigaroğlu, diyabet, hipertansiyon, kalp ve böbrek yetmezliği gibi kronik hastalıkları bulunan yaşlı bireylerin en fazla risk altında olduğunu söyledi. Bebekler, çocuklar, gebeler, obez bireyler, yatağa bağımlı hastalar, hareket kısıtlılığı bulunanlar, klima erişimi olmayan kişiler ve madde bağımlılarının da sıcak çarpmasına karşı dikkatli olması gerektiğini belirtti. Sağlıklı bireylerde ise açık alanda çalışan itfaiyeciler, inşaat işçileri, polisler, temizlik işçileri ile yoğun fiziksel aktivite yapan sporcuların risk grubunda yer aldığını ifade etti.
Sıcak çarpmasından korunmak için özellikle yaz aylarında 11.00 ile 16.00 saatleri arasında doğrudan güneş altında kalınmaması gerektiğini vurgulayan Yadigaroğlu, evde bakıma muhtaç hastalar, yaşlılar ve çocukların sık sık kontrol edilmesi gerektiğini söyledi. Kronik hastalığı bulunan kişilerin daha dikkatli olması gerektiğini belirten Yadigaroğlu, belirtilerin ilk aşamada fark edilmesi halinde hastanın vakit kaybetmeden sıcaktan uzaklaştırılarak erken dönemde soğutulmasının hayati önem taşıdığını sözlerine ekledi.
