Op. Dr. Levent Karagöz, yaklaşık 2007-2008 yıllarında her 7-8 kadından birinde görülen meme kanserinin günümüzde daha sık görülmeye başladığını ifade ederek, “Son yıllarda meme kanseri görülme sıklığı belirgin şekilde arttı. Artık çok daha küçük yaşlarda bile karşılaşabiliyoruz. Bunun birçok nedeni var. Kullanılan kimyasallar, tüketilen gıdalar ve bazı yiyeceklerde bulunan hormonlar bu artışta etkili olabiliyor” dedi.
Kadınların kendi kendine meme muayenesi yapmayı öğrenmesinin önemine değinen Karagöz, memede fark edilen herhangi bir değişiklikte mutlaka bir doktora başvurulması gerektiğini söyledi. Özellikle 40 yaş ve üzerindeki kadınların düzenli kontrollerinin büyük önem taşıdığını vurgulayan Karagöz, “40 yaşından sonra kadınların düzenli olarak takip edilmesi gerekiyor. Bu süreçte KETEM birimlerine yönlendirilerek mamografi çekilmesi, gerekli görülen durumlarda ise ultrason ile değerlendirme yapılması oldukça önemli” diye konuştu.
ERKEN TEŞHİŞ VE DOĞRU TEDAVİ
Tıpta yaşanan gelişmeler sayesinde meme kanseri tedavisinde önemli ilerlemeler kaydedildiğini belirten Karagöz, erken teşhis edilen hastalıklarda başarı oranının oldukça yüksek olduğunu dile getirdi. Günümüzde biyopsi yöntemleriyle kısa sürede tanıya ulaşılabildiğini ifade eden Karagöz, hastaların yaşına ve hastalığın durumuna göre tedavi planı oluşturulduğunu söyledi. Geçmişte meme kanseri tedavisinde memenin tamamen alınmasının daha sık uygulandığını hatırlatan Karagöz, “Eskiden memenin tamamını almak zorunda kalabiliyorduk. Ancak artık tıp çok ilerledi. Günümüzde çoğu zaman memenin küçük bir kısmı alınarak tedavi uygulanabiliyor. Ayrıca alınan örnekler incelenerek hastaya en uygun tedavi yöntemi belirleniyor. Kadınlar meme kanseri tanısı aldığında bunu dünyanın sonu gibi düşünmemeli. Erken teşhis ve doğru tedavi ile bu hastalıkla mücadelede çok önemli başarılar elde ediliyor” diye konuştu.