Yağlı güreşin en önemli simgelerinden biri olan kispet, Samsun’un Canik ilçesinde atölyede ustaların ellerinde hayat buluyor. Türkiye’nin tek resmi atölyesi olan atölyede asırlık meslek şimdide aktif olarak çalışan, kadın personel Kübra Yılmaz’ın ellerinden geçiyor.
Bu meslekle tesadüf eseri karşılaştığını belirten Kübra Yılmaz,” burada oturuyoruz, eşim ile birlikte buradan geçerken kispet alanını gördüm ve eşimle birlikte bu işe girdik. “ dedi.
Öncesinde bu meslekle alakası olmadığını belirten Kübra Yılmaz,” mesleğe dair hiçbir bilgim yoktu, sıfırdan başlamamıza rağmen hiç zorlanmadım. Tabi ki zorluklar oluyor ama kafaya koyunca iş güzelce ilerliyor. Kendi işimiz gibi sahip çıkıyor ve özenle çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Erkek egemen asırlar aşan bu meslekte tek kadın olarak yaşadığı gururdan bahseden Kübra Yılmaz, ” Bir bayan olarak gurur verici bir şey. Çünkü kültür değerimizi yaşatıyoruz. Başpehlivanlarımıza kispetler dikiyoruz. Bunun için çok mutluyum” diye konuştu.
Atölyenin ustası Celal Keleş ise ustalık hikayesinin çocukluğuna dayandığını anlattı. Mahallesindeki kispetçide haftasonları çalışarak kispetçiliğe başladığını belirten usta, askere dahi ustasının götürdüğünü, askerden döndükten hemen sonra severek yaptığı mesleğine geri döndüğünden bahsetti. El dikişiyle başladığını belirten Keleş, zamanla işin inceliklerini öğrenerek ustalığa eriştiğini söyledi.
Ustasının yurtdışına açılma isteğiyle Antalya’ya gitmesinin ardından ustalığın kendisine geçtiğini söyleyen Celal usta, “ ustalığımı aldıktan sonra burada yeni bir kadrolaşma oldu ve hızlıca çalışmalara devam ettik. Güreş camiasının dışında ünlülerin kispete merakı var filmlerde olsun. Mesela Cem Yılmaz, Eskilerden Akasya durağında Osman Aga, Canım Ailem dizisindeki arkadaşlara da kispet yaptık. Hem filmde giydiler hem kispeti anlattılar” dedi.
200 YILLIK GELENEK
Kispetin tarihinden bahseden Celal Usta, “Kispetin tarihçesi 1800'lü yıllara dayanıyor ‘kelülüçalar’ falan vardı. O zamanlar onlar daha yiğit, daha büyük oldukları için Kispeti o zaman manda derisi ve sığır derisinden yapıyorlarmış. 9-10 kilo falan geldiği söyleniyor. Bu zamanla İrfan Usta'nın zamanına yaklaşık 1998 yıllarına kadar böyleymiş. Sonrasında kispette dana derisine geçildi 2,5 kiloya düşüldü. Hem hafif oldu hem pehlivanlar giyerken daha rahat hareket etmeye başladı. Yeni jenerasyonda pehlivanlar hem atik olduğu için daha hızlı olduğu için kispetin kilosu onlar için daha iyi oldu. Daha rahat oyun yapabildiler. Daha da şenlenmeye başladı güreşin oyunları. Benim ustam İrfan Usta'dan öğrendi bu işi. 2000 yılında öğrendi, Samsun'a geldi, burayı açtı. 2000 yılından beri Türkiye'de tek resmi kispetçi olarak onun çatısı altında devam etmekteyiz” ifadelerini kullandı.
“BU SENE CUMHURBAŞKANLIĞI KUPASI OLACAK”
Kispetin yeterli ilgiyi gördüğünü ifade eden Keleş, “Cumhurbaşkanımız da sağ olsun bu sene Cumhurbaşkanlığı Kupası diye bir program düzenlenecek. İstanbul'da Güreş düzenlenecek, yurt dışından da gelenler olacak, o yüzden ilgi şu anda çok büyük. Mesela yaz sezonunda örnek veriyorum dedeler torunlarına daha bebekken yani 7 günlük 8 günlükken bebeğe ben kispet diktiğimi biliyorum. Bunu samimiyetle söyleyebilirim. Hatta bundan bir ay önce falan Antalya'da bir dede aradı. Torunum oldu 7 günlük kispet giydireceğim dedi. Biz olmayacağını derinin biraz böyle boyadan dolayı kimyasal olduğu için uygun olmayacağını söyledik. Kendisi yine ısrarla ben giydireceğim dedi. Çünkü Antalya tarafında kispet denilince, pehlivanlık denilince oradaki insanların aşkı daha büyük” diye konuştu.
“ÇANAKKALELİ TEYZE KİMSEYE EL VERMEDİ”
Kispetlerin yağlarının bulaşmaması için Çanakkale’li bir teyzenin zembil adında bir çanta yaptığını şuan Türkiye’de sadece atölyede bulunduğunu ifade eden Celal usta,” zembilin tarihi, takriben 1997 yılına dayanıyor. O zamanlar Çanakkale'nin bir ilçesinde bir teyzemiz vardı. Yaşı o zamanlar yüksekti. Bunu göldeki sazlıktan sazları toplayıp ıslatıp tekrardan ip haline getirip bu çantayı yapıyordu. Buradaki amaç kispet yağlı iken kispeti içine koyup zembilin yağını emmesini sağlıyordu. Pehlivan daha rahat taşıyordu. Aynı zamanda yağ da emiyordu. Tabi şu anda ablamızın hayatta olup olmadığını tam bilmiyorum ama şu anda Türkiye'de bu zembili yapan yok. Bundan bir 10 yıl öncesine kadar biz herkese bundan veriyorduk. Tabi teyzemiz daha yapmadığı için artık kimseye veremiyoruz herkese çanta vermek zorunda kalıyoruz. Bu çantada, atölyemizde bize kültürel miras olarak kaldı” ifadelerini kullandı.
“BİR KADINDAN FAZLASINI YAPIYOR”
Kadın personel çalıştırma deneyimine de değinen usta, ilk başlarda tereddüt ettiğini ama Kübra hanımın istikrarlı bir şekilde işin üstesinden geldiğini görünce fikrinin değiştiğini belirtti.
Kübra hanım’ın kısa sürede mesleğe adapte olduğunu belirten Keleş, “bir çok erkeğin yapamayacağı işi yapıyor azmi ve istikrarıyla bizlere örnek oluyor. İşine olan saygısı ve azm, sayesinde kendisine 2025 yılında ‘Yılın En İyi Çalışanı’ ödülü verdik. Onunla çalışmaktan mutluyuz” dedi.
“USTADAN ÇIRAĞA, BENDEN OĞLUNA”
Yaşı ilerlediğinde el verme sırası kendisine gelen Celal usta bu ata sporu mirasını, ustasının oğluna bırakacağını belirtti. Keleş, “ babadan oğula olmasa da babasından bana, benden oğluna geçecek” diye konuştu.